Medya, yeni medya, habercilik, gazetecilik… Zaten bu ara aklımda deli sorular…
Soğuduğum ve epey uzaklaştığım Twitter’da (X) saniyelik çevrimiçi olduğum bir an akışıma düşmüş güncel bir haber dikkatimi çekiyor. Konya’da isimle-sıfatla tanımlayamadığım türde birkaç yaratık tarafından istismara uğramış 13 yaşındaki bir kız çocuğunun gazeteci Seyhan Avşar imzalı haberi…
Olayın kendisinin başlı başına dehşet ve utanç verici olmasının yarattığı bu toplumdan tiksinmeye varan o can sıkıntısı bir tarafa; haberin konu edilme şekli, tarz ve üsluptan epey bir rahatsızlık duyuyorum. İlgili haber paylaşımının altına gelen yorumlara baktığımda da, tek tük de olsa benim gibi hissedenlerin yazdıklarını, tepkilerini görüp okuyorum.
Yıl 2025; insanlık moderniteyi o kadar yemiş yutmuş ki, yetmemiş bir de ötesine geçmiş post-modern olmuş. (!) Uzayda yaşam arayışı (bir orası kalmıştı çünkü), uçan arabalar, robot istilası gibi tahayyüller arasında, biraz geçmişten bugüne şöyle göz kararı bile bakınca, dünya yine aynı tas aynı hamam oysa… Bunca yıl bu kadar mücadele, emek (ve hatta bizzat kadın olmak bile) öyle görünüyor ki medyada, alemde şanım yürüsün diyen “bugünün insanı” olmuş bazı tipleri pek bağlamıyor.
Rahatsızlık duyup bu konuyu köşeme almaya karar verince bahsi geçen haber ve paylaşımla ilgili tekrar bir kontrol yaptım; belki gelen tepkiler doğrultusunda haberleştirilme şekline bir düzenleme getirilmiş bir ayar çekilmiştir diye; ama neredeee!.. Üstüne üstlük; muhtemelen tematik görsel oluşturan programlardan ısmarlama genç kız suretinde anonim bir-iki fotoğrafın fonu üzerine dizayn edilmiş, süslenilmiş şekilde tüm detaylarıyla yazılmış aynı haber, yine yeniden paylaşılmış. Gerçekten inanılmaz!..
Sadece bu haberin sahibi değil; daha görünür olmak ve tıklama almak için -ana-akım, alternatif veya bağımsız nitelikte olmaları ve hedef kitleleri, cenahı fark etmeksizin- medya ve gazetecilik alanında çalışanlar bir süredir sahiden ipin ucunu kaçırmış durumda. Burada Türkiye’de mevcut siyasi iklim ve tüm ideolojilerin üstünde; sadece bir tek çevreye, gruba, topluluğa mal edilemeyecek bir sorumsuzluk ve düşüncesizlik hali bu bahsettiğim.
Memlekette suç oranlarının seyrinde son yıllarda oldukça dramatik bir artış olduğunun hepimiz farkındayız. Dahası, işlenen tüm bu suçlar arasında pedofili ve çocuklara cinsel istismar gibi ciddi suç unsurlarının oranının korkunç seviyelerde olduğunun da…
Gerçekten merak ediyorum. Türkiye gibi bir ülkede, böylesi vahim bir suçun kurbanının/ mağdurunun çocuk olduğu bir yerde konuyu haberleştirirken biraz hassasiyet göstermek ne kadar zor olabilir? Kadın ya da çocukların konu olduğu dehşetli haberlerde fail, zanlı erkekse ismini-soyismini baş harfle kodlayıp, kadının ismini açık eden mi dersin; cinayet veya istismar haberlerini sado-mazo bir üslupla tüm detaylarıyla senaryo yazar gibi aktaran mı dersin; kendini soğukkanlı, gazeteciliğini acar, reytingini yüksek gösterip istediği mecralarda koltuk kapacak diye mesleki ilkeler ve sorumluluğu çiğneyip geçen bir dolu kifayetsiz muhteris mi dersin…
Sizin hiç bir sınırınız, oto-kontrolünüz, ferasetiniz, etrafınızda “napıyorsun sen, bu nasıl bir haber dili, bu nasıl paylaşım?” diye aklı başında bir uyaranınız; hepsinden geçtim bir damla empati ve vicdan duygunuz yok mu kardeşim? Haberinizin mağduru, öznesi bir çocuk, kız çocuğu! Mağdur da olsa bir hayatı var, geleceği var önünde…
Medya ve gazeteciliğin çoktan salâsının okunup helvasının da hapır hupur iştahla yendiği kepaze bir ortamda, istismara uğrayan bir çocuğu medyada kariyerini parlatmak için araçsallaştırabilen, bu kadar hırs, bu “yırtık imaj” çabası neyinize?!
