Unutulan 100 yıl

Aslında bir yıl boyunca kutlamamız gereken Cumhuriyetimizin 100. yıldönümünü geldik yine bir haftayla sınırladık. Sanıyorum kutlama denince biz çalgı-çengi, konser gibi etkinlikleri anlıyoruz. Oysa, cumhuriyet gibi büyük bir kavramı, bir yıl boyunca konuşmamız, cumhuriyetin faziletlerini yediden yetmişe herkese bir kez daha anlatmamız gerekiyordu. Ama, önce 6 Şubat depremi, peşinden yaşadığımız seçim süreci ve şimdi de İsrail-Filistin savaşı nedeniyle 100. Yıl etkinlikleri resmen unutuldu.
Bugün çevremizde yaşanan savaşlara, iç çatışmalara bakıldığında cumhuriyetin ne kadar büyük bir fazilet olduğu gerçeğini çok daha iyi anlıyoruz. İsminin için cumhuriyet kelimesi olup, cumhuriyet dışında her türlü rejimle muhatap olan komşularımızın, İslam dünyasının içine düştüğü duruma şöyle bir bakın. Hepsinde, savaş, kan, gözyaşı ve bir birini kesen insanları göreceksiniz.
Yeryüzünde 70’ten fazla İslam ülkesi bulunuyor. Ancak; içlerinde, Türkiye gibi ayakta kalanı ve cumhuriyetin faziletlerinden yararlananı yok. Cumhuriyet ve onun getirdiği demokrasi düzeni, demokrasi düzeni ile sağlanan insan hakları ve özgürlükleri, tümü içinde yine en iyi şekilde ülkemizde değer buluyor.
Burada cumhuriyetimizi kuran ve yaşatanlara gerçekten minnet ve şükran duymalıyız. Ancak, başta ülkemizin kurucu değeri Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ne yazık ki, unutturulmaya, görmezden gelinmeye çalışılıyor. Dikkat ediyorum, yıl boyunca hem kutsal günlerimizde, hem de resmi bayram günlerimizde ne Atatürk için, ne de silah arkadaşları için Cuma hutbelerinde yer vermeyenler, gıyaplarında bir kez bile cenaze namazı kıldırmayan bir Diyanet İşleri Başkanlığımız var. Ama aynı makam, Filistin’de hayatını kaybedenler için hemen ilk haftasında, tüm camilerde cenaze namaz kılınması için gerekli çabaları yerine getirebildi.
 
Elbette ki, Filistin’de hayatını kaybeden, başta çocuklar, kadınlar ve yaşlılar için cenaze namazı kılınabilir, ancak aynı duyarlılığı cumhuriyetimizin kurucuları için de istemek en doğal hakkımız olmalı diye düşünüyorum. Bugün, Atatürk’ün emir ve direktifleriyle kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı, yaptıklarıyla ve hayata geçirdiği uygulamalarla, sınıfta kalmıştır.
 
Cumhuriyeti hak ettiği gibi anmak, onu vücuda getirenleri rahmetle anmak bu kadar mı zor? Bu kadar mı bu insanları unutturmak istiyorsunuz?
Ne yaparsanız yapın, Atatürk, silah arkadaşları, cumhuriyet ve demokrasi kavramlarını kafalardan silmeniz mümkün olmayacaktır. Sizler ne kadar bunun için çaba gösterirseniz gösterin, Atatürk, silah arkadaşları, cumhuriyet kavramları daha da fazla kafalarda yer alıyor.
Filistin-İsrail savaşı nedeniyle üç günlük yas süresi bitti. Şimdi, başta TRT olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarına sormak istiyorum, şimdi neyi bahane ederek, Cumhuriyetimizin 100. Yılını anmaktan imtina edeceksiniz. Arkasına sığınacak, daha geçerli nasıl bir bahanemiz olacak merak ediyorum.
Tüm yıl boyunca yapılması gerekenleri, hiç olmazsa gelin bu bir hafta içine sığdıralım. Cumhuriyetimizin 100. Yılını hak ettiği gibi kutlayalım, Cumhuriyetimizin kurucularını rahmetle analım.
Üç büyük futbol kulübümüz, milyonlarca taraftarıyla bunu çok güzel bir şekilde yapıyorlar. İşte, Galatasaray-Beşiktaş maçı öncesi türbinlerde yapılan gösterileri izlediniz. Ne oldu, Filistin’de hayatını kaybedenlerin ruhlarını incitecek bir şey gördünüz mü? İşte bizim de anlatmak istediğimiz böyle bir şey.
Şimdi denilecektir ki, işte 100. Yıl Marşı, 100. Yıl Logosu yapıldı. Allah aşkına sorun bakalım, kaç fişi gördü, kaç kişi “işte bu” dedi. Yeni 100 gölgesinin altında, Atatürk’ün adının bir kez bile geçmediği, bir marşla, yeni 100 logosu altında yapılan göstermelik çabalar ne yazık ki, vatandaşlarımızı tatmin etmekten bir hayli uzak girişimler olarak yer aldı hayatımızda.
Neden Uluslar arası bir tören yapılmıyor. Neden tüm dünya ülkelerinden, uluslar arası kuruluşlardan liderler, temsilciler davet edilerek Türkiye’yi ve Cumhuriyetimizi anlatabileceğimiz büyük bir fırsat kaçırılıyor. En sıradan programlara yapılan davetlere bile onlarca lider davet edilirken, neden Cumhuriyetimiz için böyle bir çabadan kaçınılıyor?
Bir ülkenin hayatında yüz yıl gerçekten çok önemlidir. Ondan sonra gelecek yüz yılların, ilk yüz yıl kadar derin bir anlamı olmaz. İşte hafta sonu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını yapılacak anma toplantılarıyla geçireceğiz. İddia ediyorum, bu yıl Anıt kabir’e her zamankinden kat kat fazla vatandaşımız giderek, büyük kurtarıcımıza, ülkemizin kurucusuna sevgi ve minnet duygularını gösterecektir. Biz de bu hafta boyunca sizlerle, Atatürk’ün Nutuk eserinden yine Atatürk’ün kaleminden cumhuriyete giden günleri aktaracağız.